Sendikal

AYM’den Özel Güvenlik Personelinin Sendika Hakkına İlişkin Önemli Karar

Anayasa Mahkemesi, özel güvenlik personelinin sendika üyeliğinin engellenmesini doğrudan sendika hakkına yönelik bir müdahale olarak ele aldı.

Anayasa Mahkemesi (AYM), kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan özel güvenlik personelinin sendikaya üye olmasını engelleyen düzenlemenin uygulandığı bir uyuşmazlıkta önemli bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, özel güvenlik çalışanlarının sendika üyeliklerinin kabul edilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

Karar, 10 Ağustos 2026 tarihli ve 33336 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. AYM’nin değerlendirmeleri, özellikle kamuda görev yapan özel güvenlik çalışanlarının geçmiş dönemde karşı karşıya kaldığı sendikal örgütlenme yasağı açısından dikkat çekti.

DSİ’deki Sendika Üyeliği Uyuşmazlığı AYM’ye Taşındı

Başvuruya konu süreç, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonuna (KESK) bağlı Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikasının 2010 yılında Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü bünyesinde yürüttüğü örgütlenme çalışmalarıyla başladı.

DSİ bünyesinde özel güvenlik hizmetlerinde görev yapan bazı çalışanlar sendikaya üye oldu. Ancak DSİ 10. Bölge Müdürlüğü, özel güvenlik personelinin sendikaya üye olamayacağı yönündeki mevzuat hükmünü gerekçe göstererek üyelikleri kabul etmedi ve sendika aidatlarını aktarmadı.

Sendika bunun üzerine idari işlemin iptali için yargıya başvurdu. Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi davayı reddetti. Mahkeme kararında, o tarihte yürürlükte bulunan 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 15. maddesindeki düzenlemeyi esas aldı.

Temyiz sürecinde Danıştay Onuncu Dairesi de ret kararını onadı. Nihai kararın ardından sendika, uyuşmazlığı bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine taşıdı.

AYM Sendika Hakkına Müdahale Olarak Değerlendirdi

Anayasa Mahkemesi, özel güvenlik personelinin sendika üyeliğinin engellenmesini doğrudan sendika hakkına yönelik bir müdahale olarak ele aldı.

İncelemede müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması şartlarına uygun olup olmadığı değerlendirildi. Bu kapsamda kanunilik, meşru amaç ve demokratik toplum düzeninin gerekleri yönünden inceleme yapıldı.

Yüksek Mahkeme, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan düzenlemenin kanun hükmü niteliğinde olmasına rağmen özel güvenlik personeline yönelik mutlak ve kategorik sendika yasağının temel hakların sınırlandırılması bakımından sorun oluşturduğunu değerlendirdi.

Kategorik Sendika Yasağına Dikkat Çekildi

Kararın öne çıkan bölümlerinden biri, belirli bir çalışan grubunun sendikal haklardan tamamen mahrum bırakılmasına yönelik değerlendirme oldu.

AYM, kamu düzeninin korunmasının meşru bir amaç olduğunu kabul etmekle birlikte, bu amacın özel güvenlik çalışanlarının sendika hakkının bütünüyle ortadan kaldırılmasını tek başına haklı kılmayacağı sonucuna ulaştı.

Mahkeme, daha önce verdiği E.2023/92, K.2023/156 sayılı kararındaki değerlendirmelerine de atıfta bulundu. Kamu görevlilerinin sendikal haklardan yararlanmasının esas olduğu, bazı çalışan gruplarının bu haklardan kategorik biçimde mahrum bırakılmasının demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmayabileceği vurgulandı.

Kamuda çalışan özel güvenlik personelinin de çalışma şartları, özlük hakları ve ekonomik talepleri konusunda örgütlü şekilde hareket edebilmesinin sendika hakkının doğal bir sonucu olduğu değerlendirmede öne çıktı.

Özel Güvenlik Personeline Yönelik Yasak Daha Sonra Kaldırıldı

AYM kararında, söz konusu sendika yasağının sonraki dönemde yapılan yasal düzenlemelerle kaldırılmış olmasına da dikkat çekildi.

Mahkeme ayrıca, geçmişte uygulanan mutlak sendika yasağının olumsuz sonuçlarını dengeleyecek herhangi bir telafi mekanizmasının bulunmamasını da müdahalenin orantılılığı açısından değerlendirdi.

Bu kapsamda, özel güvenlik personelinin yalnızca yaptıkları görev nedeniyle sendika hakkından tamamen mahrum bırakılmasının ölçülü olmadığı sonucuna varıldı.

AYM Sendika Hakkının İhlal Edildiğine Karar Verdi

Anayasa Mahkemesi sonuç olarak Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine oy birliğiyle karar verdi.

İhlalin sonuçlarının giderilmesi kapsamında başvurucu sendikaya net 50 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildi.

Ayrıca 487,60 TL harç ve 40 bin TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verildi.

Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 3. İdare Mahkemesine gönderilmesine de hükmedildi. Yeniden yargılama şeklindeki giderim yöntemi konusunda ise iki üye karşı oy kullandı.

Başvuruda ileri sürülen makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulundu.

İki Üyeden Giderim Yöntemine Karşı Oy

Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan ve üye Yusuf Şevki Hakyemez, ihlal tespitine değil, ihlalin nasıl giderileceğine ilişkin çoğunluk görüşüne karşı çıktı.

Karşı oy gerekçelerinde, ihlalin doğrudan kanuni düzenlemeden kaynaklandığı durumlarda Anayasa’nın 152. maddesinde düzenlenen itiraz yolunun kullanılmasına ilişkin değerlendirmelere yer verildi.

Gökcan, yeniden yargılama yerine Anayasa Mahkemesi Bölümünün itiraz yoluna başvurmasının değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Hakyemez de benzer şekilde kanundan kaynaklanan ihlallerde AYM’nin Anayasa’nın 152. maddesindeki mekanizmayı doğrudan işletmesinin daha etkili bir giderim yöntemi olabileceğini belirtti.

Karar Özel Güvenlik Çalışanlarının Sendikal Hakları Açısından Önem Taşıyor

AYM’nin kararı, özellikle kamu kurumlarında görev yapan özel güvenlik çalışanlarının sendikal örgütlenme özgürlüğünün anayasal kapsamının ortaya konulması bakımından önem taşıyor.

Kararla birlikte, kamu düzeninin korunması gibi meşru gerekçelerin temel haklara belirli sınırlamalar getirilmesine dayanak oluşturabileceği ancak bir meslek grubunun sendika hakkının kategorik olarak ortadan kaldırılmasının ölçülülük ve demokratik toplum düzeni bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği bir kez daha ortaya konuldu.

AYM’nin sendika hakkının ihlal edildiğine yönelik kararı, özel güvenlik sektöründe çalışanların örgütlenme ve sendikal hakları açısından dikkat çekici bir içtihat niteliği taşıyor.