Türkiye’de okul güvenliği, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir lisenin yakınında meydana gelen silahlı saldırının ardından yeniden gündemin öne çıkan başlıklarından biri oldu. Okul girişlerinin kontrolünden çevrede alınacak tedbirlere kadar birçok konu tartışılırken, güvenlik hizmetlerinin geçici görevlendirmeler yerine sürekli personel eliyle yürütülüp yürütülmeyeceği de merak konusu haline geldi.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 22 Eylül 2026 itibarıyla Türkiye genelindeki okulları kapsayan yeni bir kadrolu güvenlik görevlisi alım ilanı yayımlanmış değil. Mevcut uygulamalarda ihtiyaç; İŞKUR’un Toplum Yararına Programları kapsamında görevlendirilen güvenlik veya bahçe personeli, kolluk birimleriyle kurulan koordinasyon ve iller düzeyinde alınan diğer tedbirlerle karşılanıyor. Son gelişmeler ise geçici ve sürekli istihdam modelleri arasındaki farkı yeniden tartışmaya açıyor.
Turgutlu’daki olay okul çevresi güvenliğini öne çıkardı
22 Eylül sabahı İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında silahla ateş açılması üzerine emniyet ve sağlık ekipleri bölgeye sevk edildi. Milli Eğitim Bakanlığı, olayın okulun dışında meydana geldiğini bildirdi. Bakanlık tarafından üç müfettiş Manisa’ya gönderilirken, eğitim ve öğretime o gün için ara verildi.
Olayın okul dışında gerçekleşmesi, okul içinde görev yapan bir güvenlik personelinin hadiseyi tek başına önleyebileceği yönünde doğrudan bir değerlendirme yapılmasını güçleştiriyor. Bununla birlikte gelişme, güvenlik planlamasının yalnızca bina giriş kapılarıyla sınırlı tutulamayacağını; okul çevresi, giriş ve çıkış güzergâhları ile kolluk birimleri arasındaki koordinasyonun da dikkate alınması gerektiğini bir kez daha gösterdi.
Manisa’da eğitim yılı başlamadan önce okul güvenliğine ilişkin planlama yapılmıştı. Valiliğin açıkladığı tedbirler arasında 2 bin 434 okul servis aracının denetlenmesi ve okul çevrelerindeki güvenlik çalışmalarının sürdürülmesi de yer aldı. Turgutlu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü de eğitim yılı öncesinde TYP kapsamında personel görevlendirmesine yönelik çalışma yürüttü.
Manisa’nın Köprübaşı ilçesinde ise sekiz okul bahçe güvenlik görevlisinin 10 Eylül 2026 ile 5 Mart 2027 tarihleri arasında TYP kapsamında çalıştırılacağı duyuruldu. Bu uygulamalar, okullardaki personel ihtiyacının son olayla birlikte ortaya çıkmadığını, daha önce de yerel planlamaların konusu olduğunu ortaya koyuyor.
TYP personeli ile özel güvenlik görevlisi aynı statüde değil
Türkiye’nin farklı illerinde 2026-2027 eğitim ve öğretim yılı öncesinde okullarda görev yapmak üzere güvenlik ve bahçe personeli alımları gerçekleştirildi. İzmir’in Konak ilçesinde TYP kapsamında Bahçe Görevlisi/Güvenlik unvanıyla personel alındı. Sinop’un Türkeli ilçesindeki alımda okul bahçeleri ile giriş ve çıkış alanlarında çalışacak adaylardan güvenlik görevlisi sertifikası istendi.
Antalya’nın Finike ilçesindeki uygulamada personelin çalışma dönemi 14 Eylül 2026 ile 5 Mart 2027 arasında belirlendi. Bu tarih aralığı, TYP üzerinden yapılan bazı görevlendirmelerin sürekli istihdam modeli olmadığını ve program süresi tamamlandığında görevin de sona erdiğini gösteriyor.
TYP kapsamında okul bahçelerinde veya giriş noktalarında çalışan her personelin özel güvenlik görevlisi statüsünde değerlendirilmemesi gerekiyor. İlanların şartları bölgelere göre değişebiliyor. Bazı programlarda özel güvenlik kimlik kartı bulunan adaylara öncelik verilirken, bazı alımlarda güvenlik sertifikası doğrudan başvuru şartları arasında yer alıyor.
Kırıkkale’deki 119 kişilik programda özel güvenlik kimlik kartı bulunan adaylara öncelik tanındı. Türkeli’ndeki alımda ise güvenlik sertifikası şart koşuldu. Dolayısıyla TYP kapsamında bahçe veya giriş-çıkış alanında görevlendirilen personel ile özel güvenlik mevzuatı çerçevesinde çalışan güvenlik görevlilerinin statü, nitelik ve görev alanları aynı kabul edilemiyor.
Bu ayrım, okullarda sürekli bir güvenlik modeli oluşturulması tartışmasında önem taşıyor. Belirli bir dönem için görevlendirilen destek personeli ile mesleki şartları ve yetki çerçevesi belirlenmiş özel güvenlik görevlileri, personel planlaması açısından farklı modelleri temsil ediyor.
Yedi bakanlığın yer aldığı protokol devrede
Okul güvenliğinin yeniden gündeme gelmesinde 21 Eylül’de imzalanan iş birliği protokolü de etkili oldu. Çalışmaya Milli Eğitim ve İçişleri bakanlıklarının yanı sıra Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Gençlik ve Spor ile Sağlık bakanlıkları dahil edildi. Toplantıya 81 ilin valisi video konferans yöntemiyle katıldı.
Bu iş birliğiyle okul güvenliğinin yalnızca okul yönetimleri veya emniyet birimleri tarafından takip edilen bir alan olmaktan çıkarılarak kurumlar arası bir sistem içinde değerlendirilmesi hedefleniyor. 2026-2027 eğitim ve öğretim yılı için 81 ile gönderilen genelgede de güvenli okul başlığına açık biçimde yer verildi.
Genelgede okul giriş ve çıkışlarının kontrollü şekilde yürütülmesi, yaya ve araç trafiğinin birbirinden ayrılması, kör noktaların aydınlatılması ve risklerin il ile ilçe düzeyinde yeniden değerlendirilmesi istendi. Bu önlemlerin sahada uygulanması, teknik altyapının yanında yeterli insan kaynağının bulunmasını da gerekli hale getiriyor.
Öğrenci sayısı yüksek veya birden fazla giriş kapısı bulunan okullarda, giriş-çıkış trafiğinin yalnızca öğretmen ve idareci nöbetleriyle izlenmesi ile bu alanlarda güvenlik personeli görevlendirilmesi birbirinden farklı uygulamalar olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte okul binasındaki kapıyı kontrol eden görevli ile çevredeki sokakların güvenliğinden sorumlu kolluk personelinin yetki ve sorumlulukları da aynı değil.
Bu nedenle okul güvenliği; yalnızca personel görevlendirmesi üzerinden değil, kolluk koordinasyonu, kamera altyapısı, çevre denetimi ve ziyaretçi kontrolü gibi unsurlarla birlikte ele alınıyor.
Merkezi alım ilanı bulunmuyor
MEB tarafından Türkiye genelindeki okullara kadrolu güvenlik görevlisi alınacağına ilişkin yayımlanmış yeni bir merkezi ilan bulunmuyor. Bu nedenle sosyal medya paylaşımlarında veya farklı mecralarda alımın kesinleştiği yönünde yer alan ifadelere temkinli yaklaşılması gerekiyor.
Merkezi bir ilan yayımlanmadığı için olası bir alımda aranacak KPSS puanı, eğitim düzeyi, yaş şartı veya özel güvenlik kimlik kartına ilişkin kesin bir koşuldan söz etmek de mümkün değil. Yeni bir personel planlamasına gidilmesi halinde kontenjan, illere göre dağılım, başvuru yöntemi, istihdam statüsü ve mesleki belge şartlarının resmi ilanla açıklanması gerekecek.
Sürekli güvenlik personeli istihdamının gündeme gelmesi durumunda personelin doğrudan MEB bünyesinde mi çalışacağı, sözleşmeli personel veya sürekli işçi statüsünün mü kullanılacağı, özel güvenlik kimlik kartı aranıp aranmayacağı, görevlilerin hangi okullara dağıtılacağı ve bütçenin nasıl oluşturulacağı da belirlenmesi gereken başlıklar arasında bulunuyor.
Mevcut tabloda okulların güvenlik ihtiyacı TYP kapsamında görevlendirilen güvenlik veya bahçe personeli, kolluk ekipleri, kamera sistemleri ve çevre denetimleriyle karşılanmaya devam ediyor. Ancak programların belirli sürelerle sınırlı olması, sürekli güvenlik personeli istihdamına geçilip geçilmeyeceği sorusunu açık bırakıyor. Resmi bir MEB ilanı yayımlanana kadar kadrolu alımın kesinleştiğinden veya başvuru şartlarının belirlendiğinden söz edilemiyor.

