Türkiye’de okul ve okul çevrelerinde yaşanan güvenlik olayları, öğrencilerin korunmasına yönelik tedbirleri yeniden tartışmaya açtı. Millî Eğitim Bakanlığının örgün eğitim istatistiklerine göre ülkede 59 bin 336 resmî okul bulunurken, her okula en az bir profesyonel güvenlik görevlisi verilmesini öngören kalıcı bir modelin oluşturulması gündeme getiriliyor.
Bu yaklaşım, yalnızca resmî okullar dikkate alındığında yaklaşık 60 bin kişilik bir personel planlamasına işaret ediyor. Bununla birlikte Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 60 bin güvenlik görevlisi alınacağına ilişkin yayımlanmış resmî bir ilan bulunmuyor. Söz konusu rakam, mevcut okul sayısı esas alınarak hesaplanan tahmini ihtiyacı ve bu yöndeki talebi ifade ediyor.
Okul çevresindeki olaylar güvenlik tartışmasını büyüttü
Öğrencilerin doğrudan hedef olduğu veya okul çevresinde meydana gelen şiddet olayları, mevcut önlemlerin yeterliliği konusunda veliler, öğretmenler ve eğitim çalışanları arasında kaygıya neden oluyor. Son olarak Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir okulun yakınında düzenlenen silahlı saldırıda 11 öğrencinin yaralanması kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Bu olay, güvenlik planlarının yalnızca okul binasının içiyle sınırlı tutulamayacağını bir kez daha gösterdi. Öğrencilerin okula geliş ve okuldan ayrılış saatlerinde çevrede karşılaşabilecekleri riskler de güvenlik sisteminin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Türkiye’nin farklı illerinde daha önce meydana gelen ve eğitim camiasında endişe yaratan olaylar da profesyonel personel ihtiyacına yönelik tartışmaları güçlendirdi.
Okullarda kullanılan kamera sistemleri, kapıların kontrol altında tutulması, ziyaretçi girişlerinin izlenmesi ve riskli noktaların aydınlatılması önemli tedbirler arasında yer alıyor. Ancak teknolojik ve fiziki önlemlerin yanında, gerektiğinde müdahale edebilecek ve okul yönetimiyle koordinasyon içinde çalışabilecek eğitimli güvenlik personelinin bulunmasının ayrı bir gereklilik olduğu değerlendiriliyor.
Yaklaşık 60 bin kişilik ihtiyaç nasıl hesaplanıyor?
Millî Eğitim Bakanlığının verilerine göre Türkiye genelinde 59 bin 336 resmî okul faaliyet gösteriyor. Özel eğitim kurumları da hesaba katıldığında toplam okul sayısı 74 binin üzerine çıkıyor. Buna karşın önerilen yaklaşık 60 bin kişilik model, yalnızca devlet okullarını ve her okul için bir güvenlik görevlisini esas alıyor.
Hesaplamaya göre 59 bin 336 resmî okulun her birine bir personel görevlendirilmesi, aynı sayıda güvenlik çalışanına ihtiyaç doğuruyor. Yuvarlak hesapla ifade edilen 60 bin rakamı da buradan ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bu sayı açıklanmış bir kadro, başvuru kontenjanı veya yürürlüğe konulmuş bir istihdam programı niteliği taşımıyor.
Üstelik her okul için tek görevli öngörülmesi, gerçek ihtiyacın tamamını karşılamayabilir. Binlerce öğrencinin eğitim gördüğü, birden fazla giriş kapısı bulunan veya geniş kampüslere sahip kurumlarda bir güvenlik görevlisinin yetersiz kalabileceğine dikkat çekiliyor. Öğrenci yoğunluğunun yüksek olduğu ya da çevresel güvenlik risklerinin daha fazla görüldüğü okullar da farklı bir planlamaya ihtiyaç duyabilir.
Olası bir model hazırlanırken öğrenci sayısı, okulun fiziki büyüklüğü, giriş ve çıkış noktaları, bulunduğu bölge ile güvenlik riski gibi ölçütlerin dikkate alınması gerekiyor. Bu kriterler üzerinden yapılacak ayrıntılı bir değerlendirmede toplam personel ihtiyacının 60 binin üzerine çıkması da mümkün görülüyor.
Profesyonel güvenlik personelinin rolü öne çıkıyor
Öğrenciler günün önemli bir bölümünü okullarda geçiriyor. Bu nedenle okul güvenliğinin kamera kaydı, kilitli kapı veya ziyaretçi kontrolünden ibaret olmayan, sürekli işleyen bir sistem üzerinden sağlanması gerektiği belirtiliyor. Özellikle giriş ve çıkışların yoğunlaştığı saatlerde okul kapılarında eğitimli personel bulunması, risklere karşı hızlı hareket edilmesi bakımından önem taşıyor.
Kurulacak bir sistemde güvenlik görevlilerinin görev alanları ve yetkilerinin mevzuat çerçevesinde açık biçimde belirlenmesi de gerekiyor. Personelin okul yönetimiyle nasıl koordinasyon kuracağı, hangi noktalarda görev yapacağı ve farklı risk durumlarında uygulanacak süreçlerin planlanması, modelin işlevselliği açısından belirleyici olacak.
Millî Eğitim Bakanlığı, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde okul giriş ve çıkışlarının kontrol edilmesi, çevredeki risklerin tespit edilmesi, kör noktaların aydınlatılması ve güvenliği tehdit edebilecek durumlara karşı hızlı önlem alınması yönünde çeşitli tedbirlerin uygulanmasını istemişti. Yaşanan son olayların ardından ise bu önlemlerin profesyonel insan kaynağıyla desteklenmesi konusu daha görünür hale geldi.
Resmî alım ilanı bulunmuyor
Şu aşamada 60 bin güvenlik görevlisi alımına ilişkin resmî bir ilan yayımlanmış değil. Bu nedenle adayların başvuru şartları, istihdam statüsü, yaş sınırı, mezuniyet koşulu veya sınav kriteri hakkında kesin bir bilgiden söz edilemiyor.
Olası bir personel programında sürekli işçi, sözleşmeli personel, özel güvenlik görevlisi veya başka bir istihdam modelinin değerlendirilmesi seçenekler arasında bulunuyor. Tercih edilecek yönteme göre KPSS şartı aranması ya da farklı bir başvuru sürecinin uygulanması gündeme gelebilir. Profesyonel özel güvenlik modelinin seçilmesi halinde geçerli özel güvenlik kimlik kartının şartlar arasında yer alması beklenebilir. Ancak bütün bu ayrıntılar yalnızca ilgili kurumların yayımlayacağı resmî düzenleme veya ilanla kesinlik kazanabilir.
Yaklaşık 60 bin kişiyi kapsayabilecek bir okul güvenliği programı, öğrencilerin korunmasının yanı sıra geniş çaplı bir istihdam alanı oluşturma potansiyeli de taşıyor. Bununla birlikte öncelikli tartışma, milyonlarca öğrencinin bulunduğu eğitim kurumlarında güvenliğin geçici uygulamalar yerine sürdürülebilir ve profesyonel bir yapı üzerinden sağlanması üzerinde yoğunlaşıyor.
Her resmî okula en az bir güvenlik görevlisi verilmesi önerisi, okul sayısı üzerinden bakıldığında kapsamlı bir personel planlaması gerektiriyor. Büyük ve yoğun okullarda görevli sayısının artırılması halinde ise daha geniş bir güvenlik modeli ortaya çıkabilir. Millî Eğitim Bakanlığı ile ilgili kurumların bu alanda atacağı adımlar ve yapacağı resmî açıklamalar, olası istihdam sürecinin çerçevesini belirleyecek.

