2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde okullarda güvenliğin nasıl sağlanacağı yeniden gündemin önemli başlıklarından biri haline geldi. Güvenlik-İş Sendikası Genel Başkanı Ömer Çağırıcı, okullarda görevlendirilecek personelin statüsüne ilişkin değerlendirmesinde, özel güvenlik hizmetinin mevzuatla belirlenmiş yetki ve sorumluluklara bağlı olduğuna dikkat çekti.
Özellikle okullarda İŞKUR üzerinden yapılacak görevlendirmelerle ilgili tartışmalar sürerken, “güvenlik personeli” ile 5188 sayılı Kanun kapsamında çalışan “özel güvenlik görevlisi” arasındaki fark yeniden gündeme taşındı. Çağırıcı, öğrencilerin ve eğitim çalışanlarının güvenliğinin profesyonel bir güvenlik anlayışıyla ele alınması gerektiğini vurguladı.
Okullarda Özel Güvenlik İçin Kimlik Kartı Vurgusu
Ömer Çağırıcı'nın açıklamasında öne çıkan en önemli konu, özel güvenlik kimlik kartının taşıdığı hukuki önem oldu. Özel güvenlik hizmetlerinin 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun kapsamında yürütüldüğüne işaret eden Çağırıcı, özel güvenlik yetkilerinin bu statüye sahip olmayan kişiler tarafından kullanılamayacağını belirtti.
Mevzuatta da özel güvenlik görevlilerine valilik tarafından kimlik kartı verilmesi öngörülüyor. Kanunun ilgili hükümleri doğrultusunda kimlik kartını üzerinde bulundurmayan özel güvenlik görevlilerinin dahi özel güvenliğe tanınan belirli yetkileri kullanamayacağı hüküm altına alınıyor.
Bu nedenle okullarda görev yapacak personelin görev tanımının açık şekilde belirlenmesi önem taşıyor. Genel hizmet, temizlik veya farklı bir istihdam modeli kapsamında görevlendirilen personelin özel güvenlik görevlilerine verilen yetkileri kullanması hukuki açıdan tartışmalara neden olabiliyor.
“Güvenlik Görevlisi” ile “Özel Güvenlik Görevlisi” Aynı Değil
Sektörde uzun süredir dikkat çekilen konulardan biri de kullanılan unvanlar arasındaki fark. Bir kişinin okul girişinde kontrol veya gözetim amacıyla görevlendirilmesi, tek başına o kişiye 5188 sayılı Kanun kapsamında özel güvenlik görevlisi statüsü kazandırmıyor.
Özel güvenlik görevlilerinin gerekli eğitim süreçlerini tamamlaması ve mevzuatta belirtilen şartları taşıması gerekiyor. Çalışma izni ve özel güvenlik kimlik kartı da sistemin temel unsurları arasında bulunuyor.
Bu ayrım özellikle okullar açısından daha fazla önem taşıyor. Gün içerisinde yüzlerce öğrencinin bulunduğu eğitim kurumlarında giriş-çıkış kontrolünden olası güvenlik olaylarına kadar birçok farklı durumla karşılaşılabiliyor. Bu nedenle görevlendirilen personelin hangi durumlarda hangi yetkiyi kullanabileceğinin açık olması gerekiyor.
Okullarda Profesyonel Güvenlik Talebi
Özel güvenlik sektörünün temsilcileri, eğitim kurumlarında güvenliğin geçici çözümler yerine sürdürülebilir bir sistem üzerinden yürütülmesi gerektiğini uzun süredir dile getiriyor.
Okullarda görevlendirilecek özel güvenlik görevlilerinin mevzuata uygun şekilde istihdam edilmesi; öğrenciler, öğretmenler, veliler ve diğer eğitim çalışanları açısından güvenli bir ortam oluşturulmasının önemli parçalarından biri olarak görülüyor.
Aynı zamanda özel güvenlik görevlilerinin görev ve yetki sınırlarının belirli olması, yaşanabilecek olaylarda hukuki sorumluluğun kimde olduğunun belirlenmesi açısından da önem taşıyor.
Gözler Yeni Eğitim Öğretim Yılında
2026-2027 eğitim öğretim yılı yaklaşırken okullardaki güvenlik uygulamalarının nasıl şekilleneceği sektör tarafından yakından takip ediliyor. İŞKUR üzerinden yapılabilecek personel görevlendirmeleri, özel güvenlik görevlilerinin istihdam modeli ve okulların güvenlik ihtiyacının hangi yöntemle karşılanacağı önümüzdeki dönemin önemli başlıkları arasında yer alacak.
Ömer Çağırıcı'nın açıklaması ise tartışmanın hukuki boyutunu yeniden gündeme taşıdı: Okullarda güvenlik amacıyla personel görevlendirilmesi ile 5188 sayılı Kanun kapsamında özel güvenlik hizmeti verilmesi aynı statüyü ifade etmiyor.
Sektör temsilcilerinin beklentisi, okul güvenliğinin eğitimli, yetkilendirilmiş ve özel güvenlik kimlik kartına sahip personel üzerinden yürütülmesi ve görev tanımlarında herhangi bir belirsizliğe yer bırakılmaması yönünde.

